Bir Türkiye ironisi: 23 Nisan…

  • 09:02 23 Nisan 2018
  • Çocuk

 

DİYARBAKIR - 2018 yılı çocuk işçiliği ile mücadele günü olarak ilan edilirken sokakta çalışan çocuklar için herhangi bir adım atılmadığı aksine koşulların daha da kötüye gittiği görülüyor. Binlerce çalışan çocuk gibi 23 Nisan'dan habersiz olan Halepli Yasin ve Necip'in tek hayali ise savaşın sona ermesi ve topraklarına geri dönmek…
 
Dünyada, Türkiye ve Kürdistan'da çocuk istismarı, çocuk işçiliği, çocuk katliamı sürerken uluslararası kurum ve kuruluşlarında sessizliği devam ediyor. Dünyada ve ülkede çocuklarla ilgili çok sayıda sözleşmeye imza atılırken sözleşmeler imzadan öteye gidilemiyor. İmzacı ülkeler sadece savaşta katledilen ya da yaralanan, kötü yaşam koşulları ya da istismara maruz bırakılan çocuk verilerini açıklamakla yetiniyor. Ülkelerin veri açıklanmanın ilerisine gidilemediği gözlenirken özellikle Türkiye ve bölgede çocukların yaşam şartları sıfırın altında denilebilir. Verilere göre yüzde 80'i Kürdistan'da olmak üzere yılda 10 çocuğun devlet eliyle katledildiği Türkiye ironik bir şekilde çocuklara bayram armağan edilen dünyanın tek ülkesi. Türkiye ve Kürdistan'da çocukların yaşadığı kötü yaşam şartları yetmiyormuş gibi Türkiye ayrıca ülkeye mülteci alımını kabul ederek, kötü yaşam koşullarına mülteci çocuklarını da ekledi.
 
Çocuk işçiliği artıyor
 
Çocuk işçiliği günden güne artarken cinsel istismar vakaları da bunu takip ediyor. Çocuklara alternatif sunulmazken cinsel istismara maruz bırakılan çocukların failleri de yargıda aklanarak serbest bırakılıyor. Bunun örneklerine sokaklarda rastlanırken mülteci çocukların da yaşam koşulları üzerine ekleniyor. Sokak aralarında gezinirken Halep'ten gelen Yasin (14) ve Necip (16)  adlı iki çocukla karşılaşıyoruz. Önce Yasin'i görüyoruz çöp arabası ile poşet toplarken… Yasin Halep'ten geldiği için Arapça konuşuyor fakat kendini ifade edecek kadar Türkçe konuşabiliyor. Yasin bizi görür görmez parka gidip oturuyor ve birinin verdiği iki tatlıyı yiyor. Parka giden Yasin'in peşinden gidiyoruz ve kendimizi ifade etmeye çalışıyoruz.
 
'Eski günlerimize dönmek istiyoruz'
 
Yasin'e soruyoruz 'bize röportaj verebilir misin?' diye önce çekindi 'yapamam' dedi ardından kabul etti ve elindeki tatlı paketini bir kenara bıraktı. Yasin'e önce "23 Nisan'ı biliyor musun" diye sorduk ancak Yasin'in böyle bir günden bile haberinin olmadığını gördük. Yasin'e nereden geldiğini sorunca bize, "Halep'ten geldim atılan bombaların altında kalmamak için buraya geldik. Babam öldü, annem Antep'te ben ve benden küçük kardeşim buradayız. Poşet, naylon benzeri şeyler topluyorum geçimimizi öyle sağlıyorum. Kendi toprağının dışında yaşamak çok zor geliyor. Biz yine Halep'e eski günlerimize dönmek istiyoruz. Savaş biter bitmez döneceğiz" diyerek gülümsüyor. 
 
'Halep'te olmayı istiyorum'
 
Ardından Yasin'le çalışan Necip ile konuşuyoruz. Necip'te Halep'ten geldiğini söyleyerek sorularımızı yanıtlamaya başlıyor. Necip, "Halep'teyken çalışmıyordum okula gidiyordum. Savaş başlar başlamaz Diyarbakır'a geldik ailemle birlikte. Toplamda 11 kişiyiz. Halep'te olmayı çok istiyorum. Savaş biter bitmez toprağıma dönmek istiyorum. Orada yaşamak istiyordum ama savaş buna izin vermedi. Diyarbakır'a geldim geçimimizi sağlamak için çöplerden poşet topluyorum" diyor.
 
Yapılan açıklamalar ve yaşanan gerçekliklerin zıtlığı…
 
Yılın başlarında Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, Emine Erdoğan'ın himayesinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) işbirliğiyle düzenlenen "Çocuk İşçiliği ile Mücadele Deklarasyonu İmza Töreni"nde 2018 yılının "Çocuk İşçiliği ile Mücadele Yılı" ilan edildiğini belirtmişti. Bakanlık olarak bu konuda çok önemli adımlar attıklarını ve kararlı politikalar uyguladıklarını belirten Jülide, imza töreninde gerçekleşecek iş ve güç birliğiyle Türkiye'de bu sorunun gündemden düşmesinin sağlanacağı açıklamasını yapmıştı. Çalışmalarında en büyük gücü Emine Erdoğan'dan alacaklarını belirten Jülide, bir yıl boyunca gerçekleştirecekleri çalışmalarla sadece Türkiye'deki değil diğer coğrafyalardaki masum, mazlum çocukların hepsine el uzatacaklarını Emine Erdoğan'ın yardımıyla başarıya daha çabuk ulaşacaklarına dikkat çekmişti.
 
Yapılan açıklamaya bakıldığında ise çocuklar için herhangi bir adımın atıldığı görülmezken, çocukların yaşam koşullarının daha da kötüye gittiği gözleniyor. 
 
Jülide, diğer coğrafyalarda bulunan tüm çocuklara el uzatılacağı açıklamasını yaparken, kendi toprakları dediği topraklarda katledilen Uğur Kaymaz'ı, Ceylan Önkol'u, Miray bebeği, Cemile Çağırga'yı Helin Şen'i, Berkin Elvan gibi sayısız çocukları ve son olarak Efrîn'e yönelik saldırılarda katledilen çocukları unutmuştu…