Eğitim Sen: Türkiye’de çocuk işçiliğinde kısır döngü söz konusu

  • 12:15 12 Haziran 2018
  • Çocuk

 

ANKARA- Eğitim Sen, Türkiye’de çocuk işçiliği konusunda bir kısır döngünün söz konusu olduğunu belirterek, “Çocukların eğitim hakkından yararlanamaması çocuk işçiliği doğurmakta, ailelerin düşük gelirli olması yoksulluğu arttırmakta, yoksulluk da yeniden çocuk işçiliğini doğurmaktadır" dedi. 
 
Eğitim Sen, Birleşmiş Milletler'in (BM) 12 Haziran'da ilan ettiği  Dünya Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Günü’nde AKP Hükümeti’nin çocuk politikalarına ilişkin yazılı açıklama yayınladı. Hükümet’in 2018 yılını “Çocuk İşçiliği İle Mücadele Yılı” olarak ilan etmesine rağmen çocuk işçiliğini önlemenin yanı sıra daha da yaygınlaştırdığına dikkat çekilen açıklamada, “4+4+4 başta olmak üzere bugüne kadar yapılan pek çok düzenleme çocukların eğitimden uzaklaşmasını ve işçi olarak çalışmasına neden olan sonuçlar ortaya çıkarmıştır” denildi. 
 
'Dünya genelinde 218 milyon çocuk işçi var'
 
Çocuk işçiliğinin ve çocukların zorla çalıştırılmasının inanılmaz boyutlara ulaştığı belirtilen açıklamada, dünya genelinde 5-17 yaşları arasında 218 milyon çalışan çocuk olduğu, bunların 73 milyonun tehlikeli işlerde çalıştırıldığı vurgulandı. Çocuk işçilerin neredeyse yarısının (72,1milyon) Afrika’da, 62,1 milyonunun Asya ve Pasifik’te, 10,7 milyonunun Amerika’da, 1,2 milyonu Arap ülkelerinde ve 5,5 milyonu Avrupa ve Merkez Asya’da bulunduğuna işaret edilen açıklamada, “Sayısı 152 milyon olan ‘Çocuk İşçilik Kurbanları’nın neredeyse yarısı 5-11 yaş arasındadır; 42 milyonu (%28) 12-14 yaş arasında; 37 milyonu ( % 24) 15-17 yaş arasındadır. 152 milyon çocuk işçilik mağdurlarının 88 milyonunu erkek çocuklar, 64 milyonunu kız çocuklar oluşturmaktadır” ifadelerine yer verildi. 
 
Açıklamanın devamında şöyle denildi: 
 
“Eğitimde 4+4+4 düzenlemesiyle zorunlu eğitim 12 yıla çıkarılırken kademeler 4+4+4 olarak ayrılarak, okula başlama yaşı düşürülmüştür. Bununla beraber okuldan ayrılmanın önünün açılması ile birlikte çocuk işçiliğin yaşı da 14’e kadar düşürülmüştür. Bu durum, çocukların eğitim hakkından mahrum kalmasının önünü açarak, ucuz işgücü olarak çalışma hayatında yer almasını kolaylaştırmıştır. Eğitimde 4+4+4 düzenlemesine geçilmesinin ardından yapılan yasal düzenlemeler ile çocuk işçiliğinin önü çıraklık ve stajyerlik uygulamaları üzerinden artmış, çocuk işçilerin çalışma koşulları daha da ağırlaştırılmıştır. AKP Hükümeti’nin ‘istihdam seferberliği’ kapsamında sözde 1 milyonun üzerinde olan yeni istihdamın, işyerinde işçi statüsünde kabul edilmeyen ancak işgücü istatistiklerine eklenen stajyer, çırak ve kursiyerler olmuştur. 
Eğitimde 4+4+4 dayatmasının hayata geçmesiyle, bugün sayıları 1,5 milyona yaklaşan stajyer-kursiyer-çırak sömürüsünün artması, çocukların ‘çırak’, ‘stajyer’ kimliğiyle çalıştırılmasının önü açılmıştır. Türkiye’de çocuk işçi sayısında yaşanan artışın temel nedenlerinin başında eğitimde 4+4+4 dayatması ile başlayan ve çocukları örgün eğitim dışına iten politikalar ve devletin patronlara yönelik çırak ve stajyer çalıştırmayı kolaylaştıran düzenlemelerinin belirleyici etkisi olduğu açıktır. 
 
Kız çocukları eğitimden uzaklaştırıldı
 
Eşit yurttaşlık ilkesine aykırı olarak anadilinde eğitim alamayan öğrencilerin okulda başarısız olarak eğitim dışına itilmekte ve okulu erken yaşta terk etmek zorunda kalmaktadır. Ayrıca artan yoksulluk ve işsizlik nedeniyle aileleriyle birlikte göç etmek zorunda kalan çocuklar göç ettikleri şehirlerde çocuk işçi olarak çalışmaktadır. Çalışan çocukların bir bölümü tarım sektöründe ucuz işgücü, bir bölümü de ücretsiz aile işçisi olmaktadır. Kız çocukları da benzer nedenlerle eğitim öğretimden uzaklaşarak çocuk evlendirilmelerine sürüklenmekte, işgücüne kayıt dışı olarak katılmaktadır. Kız çocuklarının yaptıkları işlerin büyük çoğunluğu evde yapılan ücretsiz ev işleri şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Türkiye’de çocuk işçiliği konusunda bir kısır döngü söz konusudur. Çocukların eğitim hakkından yararlanamaması çocuk işçiliği doğurmakta, ailelerin düşük gelirli olması yoksulluğu arttırmakta, yoksulluk da yeniden çocuk işçiliğini doğurmaktadır. Bu duruma çözüm üretilmediği sürece yaşanan kısır döngünün büyüyerek sürmesi kaçınılmazdır.”
 
Eğitim Sen çocuklara dair politikaları ise şöyle sıraladı:
 
* Çocuk işçiliği ile mücadelede yapılması gereken ilk iş, çocuk işçiliğini acil çözülmesi gereken bir sorun kabul etmek ve somut bir eylem planı hazırlamaktır. 
 
* ILO’nun da tavsiye ettiği gibi önce kısa dönemde, kabul edilemez istihdam biçimlerinde çalışan çocuklara (kölelik, uyuşturucu ticareti vs. ), ağır ve tehlikeli işlerde çalışanlara (maden ve taş ocaklara vs.) ve en korumasız gruplara (12 yaşın altındakiler ve kız çocukları) ulaşılmalıdır. Ayrıca bu dönemde çalışan çocuk işçilerin çalışmaktan alıkonulana kadar işyerinde korunması da sağlanmalıdır.
 
* Eğitim ve okulun çocuk işçiliğini sona erdirmek açısından de en etkili araç olduğu açıktır. Hem temel eğitim hem de mesleki eğitim yaygınlaştırılmalı, eğitim çağındaki çocukların çalıştırılması yasaklanmalı, çocukları çalışmaya iten nedenler ortadan kaldırılmalıdır. 
 
* Çocuk işçiliği ile mücadelede, yoksul ailelerin çocuklarını çalışma hayatından alıkoyup okula gönderilebilmesi için, bu ailelere yönelik ekonomik ve sosyal destek politikaları hayata geçirilmelidir. 
 
* Çocuk işçiliğinin en önemli nedenlerinden olan yoksulluğu ortadan kaldırıcı, ailelerin ve toplum ekonomik sorunlarına çözüm üreten politikalar oluşturulmalı ve uygulanmalıdır.
 
* Orta ve uzun dönemde ise çocuk işçiliğinin tüm boyutları ile sona ermesi konusunda somut politikalar oluşturulmalı ve mümkün olan en kısa süre içinde uygulanmalıdır.