Leyla Güven tahliye edilmedi

  • 15:28 16 Mayıs 2018
  • Hukuk

 

 
 
DİYARBAKIR -  DTK Eşbaşkanı Leyla Güven'in 46 buçuk yıla kadar hapis istemiyle tutuklu yargılandığı davanın ilk duruşmasında mahkeme, Leyla'yı tahliye etmezken, bir sonraki duruşmayı ise 11 Temmuz'a erteledi. 
 
Demokratik Toplum Kongresi Eşbaşkanı Leyla Güven hakkında hazırlanan iddianamenin kabul edilmesi ardından yargılandığı davanın ilk duruşması Diyarbakır Adliyesi 9.Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. "Silahlı örgüt kurma ve yönetme", "Örgüt propagandası yapmak" ve "Örgüt üyesi olmak" iddialarından dolayı 46 buçuk yıl hapis istemiyle yargılanan Diyarbakır E Tipi Cezaevi'nde tutuklu bulunan Leyla ve avukatlarının da yer aldığı duruşmaya, HDP'li milletvekilleri Meral Danış Beştaş, Bedran Öztürk, İmam Taşçıer, HDP ve DBP il ve ilçe eşbaşkanları, TJA aktivistleri, DAKAP katıldı.
 
İddianamenin okunmasıyla başlayan duruşmada Leyla'nın Kürtçe savunması için tercüman hazır edildi. Duruşma başladığı sırada mahkeme heyeti, salonda bulunan avukatlardan sadece Reyhan Yalçındağ, Cemile Turhallı ve Şivan Cemil Özen'in katılmasına karar verildi. 
 
'Tecrit sona ermelidir'
 
Ardından savunmaya geçen Leyla, ilk olarak İsrail'in Filistin halkına yönelik katliamını lanetleyerek, sivil katliamları kınadı. Leyla devamında hakkında hazırlanan iddianameye ilişkin "İddianamede en çok dikkat çeken yer tecrittir. Tecrit insanlık suçudur. Hiç kimseye hiçbir koşulda uygulanmamalıdır. Sayın Öcalan'a uygulanan tecrit insanlık suçudur. Kime uygulanırsa karşısındayız. Ben de konuşmalarımda buna karşı çıktım. Şu anda da aynı şeyleri belirtiyorum. Tecrit insanlık suçudur, sona ermelidir" sözlerini kullandı. 
 
'Sorun çözülsün istiyorum'
 
İddianamede yer alan "Kürdistan" ifadesine ilişkin ise Leyla şu ifadeleri kullandı: "Kürdistan kelimesi anayasada mevcuttur. Kanunda vardır. Erdoğan da konuşmasında aynı ifadeleri kullanarak Lazistan ve Kürdistan vardır demişti. Eğer bana bunun için ceza verecekseniz ona da ceza vereceksiniz. Kanun insanlara göre yazılmaz, demokratik özerklik insanlar için haktır. Herkes kendi ülkesi için söz söyleme hakkına sahiptir. İddianamede demokratik özerklik ibaresine de yasak denilmiş. Eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, yaptığı konuşmasında 'İstanbul büyük bir şehirdir. Milyon nüfusu var kendini yönetmesi gerekir' demişti. Eğer ben suçlu isem oda suçludur. Kanun benim için geçerli ise onun içinde geçerlidir. Ben konuşmalarımda halka yönelik zulmün karşısındayız dedim.  Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve PKK bir savaş yürütüyor. Bu savaşta bombardımanlar yapılıyor. Ben istiyorum ki bu sorun çözülsün."
 
'Zulüm yapılıyorsa karşısında dururum'
 
Leyla, iddianamede yer alan "devlet zulüm yapıyor" sözüne ilişkin ise aynı konuşmayı tekrar ettiğini, insanlara zulüm yapılıyorsa, karşısında durduğunu belirtti. Leyla, iddianamede yer alan diğer iddialara ilişkin ise sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkan Yüksel'in anmasına katılmışım. Ben ve Türkan 1994 ten 2009a kadar siyasi çalışmalar içerisinde bulunduk. Daha sonra kendisi katılım yaptı. Ailesini tanıyorum. Hayatını kaybettiğinde anmasına katıldım. İddianamede Sevê Demir'e, Asya Yüksel'e ve Mehmet Tunç'a terörist denilmiş. Bu insanlar sivildir ve siyasi alanda çalışma yürütmüşlerdir. Sevê ile cezaevinde beş yıl birlikte kaldık. Diğer arkadaşlarla siyasi alanda çalışmalarımız oldu. Mehmet Tunç eşbaşkandı. Aynı zamanda Cizre bodrumlarında yaşamlarını yitirdiler."
 
'Siyasetçi konuşmayacaksa ne yapacak'
 
"İddianamede az söylenmiş fazla söylenmemiş" diyen Leyla, "Ben siyasetçiyim, siyasetçi konuşmayacaksa ne yapacak. Diyorlar ki siyaset yapamazsınız. Ya çok yaşa AKP diyeceksiniz ya da siyaset yapmayacaksınız diyorlar. Biz ayrı bir partiyiz. Mecbur değiliz onlar gibi düşünüp siyaset yapmaya. Farklı tarz ve yöntemlere sahibiz. Biz Kürt kimliğimiz ile siyaset yaptığımız için yargılanıyoruz. Kürtler diğer parti içerisinde de varlar. Biz söz konusu olunca kimliğimiz ortaya çıkıyor ve yargılanıyoruz" şeklinde konuştu. 
 
'Efrîn operasyonunu kabul etmiyorum'
 
 Efrîn'e yönelik saldırılara ilişkin yaptığı konuşmadan da söz eden Leyla, "Efrîn,  Rojava'nın bir şehridir. Buraya Türk devleti bir operasyon düzenledi. Biz bu operasyona karşı çıktık. Orada halk yaşıyor. Türk devleti Efrîn'e zeytin dalı altında gidip zulüm yapmıştır. Bunu doğru bulmuyorum bugün yine aynı şeyi söylüyorum bu operasyonu kabul etmiyorum" sözlerini kullandı. 
 
'Mesele dışarı çıkmak değil'
 
Leyla son olarak,  "Mesele dışarı çıkmak değil, Türkiye'de ki demokrasidir. Demokrasi herkes için olsun diyorum. Kanun elinizdedir. Siz bana ceza da verseniz benim düşüncem neyse doğru bildiğim neyse ben onu söylemeye devam edeceğim" dedi. 
 
'Birileri tutuklanmasını istedi'
 
Leyla'nın savunmasından sonra söz alan Avukat Reyhan Yalçındağ, bu davanın düşünce özgürlüğüne aykırı bir iddianame ile hazırlandığını söyledi. Reyhan, "Müvekkilimizin şu ana kadar üzerinde tek bir yakalama kararı olmamasına rağmen sadece Efrîn operasyonuna yönelik açıklamalardan dolayı içeride tutuluyor. Çünkü birileri tutuklanmasını istedi. Bu dava hukuki değil siyasi bir davadır. Müvekkilim üzerinde olan bütün atılı suçlar siyasi faaliyetleri ve bu faaliyetler çerçevesinde yaptığı konuşmalardır. Tahliyesini talep ediyoruz " dedi.
 
Savunmaların ardından mahkeme heyeti, Leyla'nın tutukluluk haline devam edilmesine ve bir sonraki duruşmayı 11 Temmuz'a erteledi.