Türkiye hukuk sisteminin aynası: Soma

  • 09:01 9 Temmuz 2018
  • Hukuk

 

Melike Aydın 
 
MANİSA - Türkiye’deki hukuk sisteminin aynası olarak nitelendirilen Soma Katliamı davasında sona gelindi. Dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı'nın da yargılanmasını isteyen aileler, "Soma davası siyasidir. AKP’nin tekrar iktidara gelmesi adalet duygusunu sarstı" dedi. 
 
Manisa’nın Soma ilçesinde 13 Mayıs 2014 tarihinde 301 madencinin yaşamını yitirmesine ilişkin görülen ve Türkiye’deki hukuk sisteminin aynası olarak nitelendirilen Soma Katliamı davasında sona gelindi. Davanın karar duruşması bugün görülecek. Savcılık 21. Blok duruşmada maden sahipleri Alp Gürkan, Can Gürkan ile genel müdür Ramazan Doğru ve yönetim kurulu üyeleri Akın Çelik, Hayri Kebapçılar, Mustafa Yiğit, İsmail Adalı hakkında, “Bilinçli taksirle öldürme” ve “Bilinçli taksirle yaralama” suçlamalarıyla 22 yıl 6’şar ay hapis cezası istemişti. Savcılık ayrıca tutuksuz sanıklardan patron Alp Gürkan ile Yönetim Kurulu Üyesi Mustafa Yiğit’in hüküm ile birlikte tutuklanmasını istemişti. Yine mütalaada, 33 sanık hakkında beraat kararı verilmesi talep edilirken, 11 sanık hakkında da “Bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ile birlikte birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma” suçlamasıyla 15 yıl hapis cezayla cezalandırılmaları istenmişti.
 
AKP’nin yeniden iktidar olmasının ardından adalete olan inançlarını tümden kaybettiklerini belirten Soma mağduru kadınlar, sonuç her ne olursa olsun adalet için mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceklerini söyledi. 
Katliamda oğlu Hüseyin Kılınç ve kızının evli olduğu İbrahim Ay’ı kaybeden Seniha Kılınç, başka annelerin gözyaşı dökmemesi için faillerin indirim almaksızın cezalandırılması gerektiğini söyledi. Mahkeme heyetinin değişmesi, dava avukatlarından Selçuk Kozağaçlı’nın tutuklanması gibi süreçlerin davanın gidişatına darbe anlamına geldiğini söyleyen Seniha, “Dava 4 yıl gibi bir sürede hala sonuçlanmaması kamuoyunun davayı unutmasını da beraber getirdi” diye konuştu. 
 
‘Dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı da yargılanmalı'
 
Soma davasının siyasi bir dava olduğunu söyleyen Seniha, AKP’nin tekrar iktidara gelmesinin adalet duygusunu sarstığını belirtti. Yine de adalete güvenmekten başka çareleri olamadığını dile getiren Seniha, “Onlar haklı değiller, siyasete güveniyorlar” diye konuştu. Davada müdür ve teknikerlerin yargılandığını ama patronların yargılanmadığını söyleyen Seniha, madeninin denetimsiz bırakılmasından sorumlu olanlar ile dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı’nın da yargılanması gerektiğini söyledi. 
 
‘Patronların hırsı insan hayatından önemli’
 
Madende çalışan işçilerin yoğun ve yorucu bir tempoyla çalıştıklarını söyleyen Seniha, “Oğlum madenden geldiği zaman çocuğunu sevmeye dahi fırsat bulamıyordu. Kavanozları kömür tozu dolu oluyordu. Bana, ‘Çok yemek koyma. Çok yürüyoruz, yoruluyoruz zaten’ diyordu. Birilerinin yaşaması için birilerinin ölmesi mi gerekiyor?” diye sordu. Güvenliğin daha gelişkin teknolojilerle sağlanabileceğini söyleyen Seniha, patronların para kazanma hırsının insan hayatından daha değerli olduğunu belirtti.
 
'Kadınlar üzerinde baskı kuruldu'
 
Katliamda yakınlarını kaybeden ailelere devletin yardım kuruluşları vasıtasıyla veya farklı şekillerde maddi imkan sağlandığını ancak yapılan maddi yardımların hiç birinin yaşadıkları acıya denk gelmediğini söyleyen Seniha, “Çadırda kalsaydım da oğlum yaşasaydı. İnsana para biçilir mi? Ama amaç parayı verip susturmaktı. Millet de düşman oldu. Bana dünyayı verseler ben yine susmam. Kimse evladına karşı dünyayı verseler yine susmaz” dedi. Seniha, Devletin ve vakıfların tazminat, iş imkanı ve konut yardımları yüzünden ailelerin ve  özellikle kadınların üzerinde mahalle baskısının kurulduğunu da sözlerine ekledi. 
 
‘Patronlar değil aracılar yargılanıyor’
 
Soma davası bir önceki duruşmasında şirket doktorunun iddiasının aksine oğlunun hasta haliyle çalışmak zorunda kaldığını söyleyen Seniha, “Oğlumun Celal Bayar Hastanesi’nden aldığı raporları var. Hep alerji merhemi sürerdim. Bir gün işe gitmese iki günlük yevmiyesi kesiliyordu” dedi. 
 
'Bir gün bırakacaktı'
 
Katliamda kuzeni Ahmet Güven’i kaybeden Zeyla Güven ise, madende çalışan herkesin bir gün madeni bırakmayı istediğini söyledi. Seniha, “Ahmet maden işi zor derdi. Bakımsız derdi. İnsanları umursamıyorlar diyordu. Bırakıp hayvancılık yapmak istiyordu” diye konuştu. Köyde tarım ve hayvancılığın kazanç sağlamadığını, insanların mecburen madenlerde çalıştığını söyleyen Zeyla, “Herkesin kredi borcu var. Her davaya gidemiyoruz ama takip ediyoruz. Tutukluların bırakılmasını istemiyoruz. Cezalandırılmazlarsa adalete olan inancımız yok olacak” ifadelerini kullandı.