Devrimci sanatın kadın rengi: Hozan Mizgîn

  • 09:03 10 Mayıs 2018
  • Portre

 

BİTLİS - Devrimci sanatın ve kadın özgürlük mücadelesinin en önemli temsilcilerinden olan Hozan Mizgîn'in sesi ardında bıraktığı 26 yılda hala beşikteki çocuğa ninni, kadınlara ise özgürlüğün haykırışı oluyor. Yaptığı çalışmalara tanıklık edenlerden Mecbure Aslan, "Mizgîn ile birlikte Tatvan halkı kimlik arayışına çıktı. Bugün her evde Mizgîn ismi varsa onun mücadelesine borçlu olduğumuz içindir” dedi. 
 
Temsil ettiği devrimci sanat çizgisiyle önemli bir geleneğin temsilcisi olan Hozan Mizgîn'in (Gurbet Aydın), yaşamını yitirişinin 26. yılı. Sesinin ulaştığı her kadında derin bir iz bırakan Mizgîn’in Tatvan için ise ayrı bir yeri var. Kadınlara ulaşmak için durup dinlenmeden çalışan Mizgîn, yaşamını yitirdiğinde Tatvan sokaklarından saatlerce “Şehit namirin” sloganları yükseldi. 
 
1962 yılında Batman'ın Bileyder köyünde dünyaya gelen Hozan Mizgîn, 1980 darbesinden kısa bir süre önce özgürlük mücadelesine katıldı. İşçi hareketi ve güçlü sendika örgütlenmesi ile dikkat çeken Batman’da PKK kurucularından Mazlum Doğan'ın öncülüğünde ev ev örgütlenme yapılıyordu. Batman, petrolü ve rafinesinden dolayı civar kentlerden göç alıyor ve sosyalist bir devrimin provası için alt yapı oluşturuluyordu. Mizgîn de, bir grup genç ile birlikte Batman'dan PKK’ye katıldı.  1980'lerin ortasında Avrupa’ya gönderildi ve kültür sanat çalışmalarına öncülük etti.  
 
Yaşamını yitirdiğinde kadınlar yeni bir dönem başladı 
 
“Çemê Hêzil” ve “Gundino Hawar” şarkılarıyla bütün halka hitap etmeye başladı. Şarkıları yasaklı kasetlerde dinlenmeye başlandı.  En zor ve çetin süreçte yüzünü Tatvan'a çeviren Mizgîn, duruşu ve mücadelesiyle başta kadınlar olmak üzere bütün halkı etkilemeye başladı. Mizgîn ile birlikte Tatvan halkı kimlik arayışına çıktı. Örgütlenmesini en iyi şekilde yapan Mizgîn, yeri geldiğinde siyah bir çarşaf giyerek Tatvan kadınlarına ulaşmanın yollarını buldu. Tatvan'da ismini duyuran Mizgîn, 11 Mayıs 1992 tarihinde kaldığı bir evde yaşanan çatışma sırasında yaşamını yitirdi. Ancak ondan sonra kadınlar için yeni bir dönem başladı. 
 
‘Tatvanlı kadınlara çok şey bıraktı’
 
Hozan Mizgîn’in mücadelesine tanıklık edenlerden biri olan Mecbure Arslan, Mizgîn'in Tatvan'a gelişiyle beraber Tatvan'da kadın mücadelesinin başladığını belirterek şunları söyledi: "Mizgîn farklı bir kadındı. Dünyada onun gibi çok fazla kadın yoktur. Tatvan'a geldiği gibi kadınları örgütlemeye başladı. Çok çalışkandı ve yorulmazdı. Yaptığı çalışmaları o kadar iyi yapardı ki kimse bir şey hissetmezdi. Mizgîn'in her bir adımı her bir nefes alışı devrimci bir disiplin içerisindeydi.  Ben de onun mücadelesinden çok etkileniyordum. Mücadele etmeyi, kadınlara bir şey öğretmeyi çok severdi. Arkadaşlarının zor duruma düşmesini istemezdi, hemen bir çözüm bulurdu. Biz Tatvanlı kadınlara çok şey bıraktı.”  
 
'Hem sanatçı hem de savaşçıydı’
 
O dönem büyük bir zulmün yaşandığını ve Mizgîn’in “yeter” diyerek isyan ettiğini anlatan Mecbure, “Bu zulümlerin hepsi birer birer bitecek derdi. Bütün hayatını mücadeleye adamıştı. Tatvan'da örgütlenme tarzı da çok farklıydı. Sürekli çözüm bulan bir kadındı. Yeri geldiğinde siyah çarşaf giyerek kadınlara ulaşıyordu. O dönem o kadar çetin ve kötüydü ki ona rağmen hiçbir zaman  düşmedi. Mücadelesine dört ele sarıldı. Yaşı da öyle büyük değildi ama ona rağmen hiçbir zaman alternatifsiz kalamazdı.  Çok akılı bir kadındı. Hem sanatçı hem de savaşçıydı ama en önemlisi bir kadındı. Arkadaşlarının morali bozulduğu zaman hemen o güzel sesi ile şarkılar söylemeye başlardı.  O kadar içten bir şarkı söylerdi ki insan Mizgîn'in hiç susmasını istemezdi" diye anlattı. 
 
‘Tatvan halkı tek yürek oldu’
 
Mizgîn’in bütün Kürt kadınlarına örnek olduğunun altını çizen Mecbure, şöyle devam etti: "Mizgîn şehit düştüğü zaman bütün Tatvan halkı, tanıyan tanımayan herkes şehit düştüğü eve koştu.   Mizgîn şehit düştü ama arkasında çok büyük bir mücadele bıraktı.  Hepimiz şehit düştüğü yere giderek, Mizgîn’i aldık.  Yıkamak için camiye götürdüğümüz zaman camide yer yoktu. İnsanlar Mizgîn’i o kadar benimsemişti.  Evden camiye gidene kadar Tatvan sokaklarında sadece 'Şehit namirin’  sloganları yükseliyordu.  Tabi o zamanlar cenazesi ele geçirilmesin diye boş bir tabut mezarlığa gönderdik. Daha sonra Mizgî’i farklı bir tabuta koyarak kadınlarla birlikte mezarlığa götürdük. Bugün Tatvan'da her bir evde bir Mizgîn ismi varsa onun mücadelesine borçlu olduğumuz içindir.”