Ormanın derinliklerinden militarizmi sarsan bir çığlık

  • 10:23 12 Temmuz 2018
  • Portre

 

İSTANBUL - 1938’de ormanın derinliklerini çınlatan bir çığlık, 1975’de iki oğlunu kaybeden bir kadın, anne ve 1980’de sıkıyönetim komutanına kafa tutarak, işkence tezgâhında “faşistler” diye bağıran bir mücadeleydi onun yaşamı. Sakine Can’ın son sözleri ise “Çok yaşlandım bu kez gücüm yetmiyor” olur. 
 
12 Eylül 1980 askeri darbesi dönemindeki baskıları yaşayan ve cezaevi önlerinde direnenlerin sembol ismi olan Sakine Can,  geçtiğimiz Cumartesi geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. 78'liler Vakfı Sözcüsü ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi üyesi Celalettin Can'ın da annesi olan Sakine’nin daha çocuk yaşta başlar çığlığı. 1938 Dersim Katliamı’nda babası ve on amcası gözleri önünde kurşuna dizilince çığlık çığlığa ormanda günlerce koşan Sakine’nin 1970’li yıllarda da 2 çocuğu katledilir. 
 
12 Eylül 1980 Darbesi’nin ardından tutuklanan ve 19 yıl cezaevinde kalan oğlu Celalettin Can için cezaevleri önünde direnen Sakine, özgürlük mücadelesi veren bütün siyasi tutsakların da annesi olur. 1984 yılında Elazığ Cezaevi’nde ölüm orucunda olan oluğu Celalettin’i ikna etmek için Elazığ’a getirilen Sakine’nin “Oğlum direnişi çok kişi bıraktı, ben bırakanların ailelerine tavır aldım, bizi devlete karşı rezil etme, direnişten sakın vazgeçme” demesi üzerine cezaevi müdürü “Hani ikna etmek için gelmiştin” der. Sakine’nin cezaevi müdürüne yanıtı ise “Onurlu dursun diye ikna etmeye geldim” olur. 
 
Ormanın derinliklerine atılan çığlıklar
 
Sakine’nin dedesi olan Molla Ahmet’in aşireti 1938’de silahlı çatışmalara katılmadığı gibi devletle işbirliği de yapmayarak tarafsız kalır. Ancak aşiretin Koçgiri gibi aşiretlere yiyecek yardımında bulunması gözler kaçmaz ve Alptekin adlı komutan Sakine’nin babası ile on amcasını kurşuna dizer. 
 
Sakine, yaşadığı travma sonucu ormana sığınır ve günlerce çığlık çığlığa ormanda koşar, koştukça cenazelere rastlar. Bir süre kendisi gibi ormana sığınan bir ailenin yanında kalan Sakine, sonrasında ailesine teslim edilir. Ve böylece çocukluğunda ormanın bütün derinliklerine attığı çığlıklar Sakine’nin hayatı boyunca yaşatacağı mücadeleye sirayet eder.
 
2 oğlu katledildi 
 
Sakine’nin öğrenci hareketlerine katılan oğullarından Mehmet Can, 1975’de Elazığ’da evlerinin kapıları işaretlenerek hedef gösterilmesi sonucu katledilir. Sakine’nin diğer oğlu Adil Can ise, 12 Eylül darbesinden önce bir etkinlikten dönerken askerlerin saldırması sonucu gözaltına alınır. Adil Can’la birlikte yakalanan 3 kişinin kaçması üzerine askerler Adil’e ajanlık teklif ederler ve Adil arkadaşlarının yerini söylemediği için işkenceyle katledilir.
 
Sıkıyönetim komutanın makamına çağrıldı: Milleti siz birbirine düşürdünüz 
 
1980 yılında oğlu Celalettin Can’ın yakalanarak Malatya Eski Askeri Havaalanı’nda işkence görmesi üzerine harekete geçen Sakine, her yere başvurarak mücadelesini her yoldan sürdürür. Ardından Elazığ Cezaevi’ne sevk edilen oğlu için mücadele eden Sakine, diğer bütün tutuklulara da sahip çıkar. Sakine’nin direnişçi ve pes etmeyen tavrı sıkıyönetim komutanının da gözünden kaçmaz ve Sakine’yi makamına çağırır. Kendisine nasihat eden komutana, “Milleti siz birbirine düşürmüşsünüz, bu işin başı darbecilermiş” yanıtı verir. Sakine, cezaevi müdürlerinin yakasına yapışarak yapılan bütün hak ihlallerine karşı oğlu başta olmak üzere bütün tutsaklar için mücadele eder.
 
Boyun eğmeyen doğruları: Faşistler 
 
Sakine’nin asla pes etmeyen ruhu işkence gören oğluyla beraber sırt sırta işkence görmesine kadar uzansa da o çığlık çığlığa “faşistler” diye bağırmaktan asla çekinmez. Çocuk kalbiyle kaçarken çarptığı cenazelerden bilir faşizmin ne olduğunu Sakine. Oyuncaklarıyla bile tanışmadan tanışır faşizmle. Oğlu Celalettin’e yapılan işkenceyi izlerken kafasını duvarlara vurarak bağırır. Kafasının içini katliam ve işkencelerle dolduran devlete boyun eğmeyen harfleriyle doğruları: “faşistler!”
 
Sakine’nin ölmeden önceki son sözleri şöyle:
 
“İki evladımı kaybettim, birini de cezaevinde çürüteceklerdi. Onu oradan kurtardım ama koruyamadım, yine aldılar. Çok yaşlandım, son kez göremeyeceğim. Gücüm yetmiyor onu almaya, evlatlarım size emanet.”
 
‘Yıllarca peşimden koştun ben geldim’
 
Emboli hastalığı sebebiyle bilinci kapanan Sakine yoğun bakıma götürülürken, oğlu Celalettin ona sarılır ve “Anne ben geldim, sen yıllarca peşimden koştun ben geldim, duyuyor musun” der. Sakine’nin gözleri açılır ve gözlerinden yaş akar. Duruma doktorlar şaşırır çünkü Sakine’nin bilinci kapalıdır. Daha sonra doktoru, “Ardında bıraktıklarıyla derin kaygısı olan anneler bunu yapar” der.
 
 Oğlu Celalettin Can, annesini ve mücadelesini “Hayatı boyunca hep o ormanda tek başına kalmış çocuk gibi yaşadı, çığlık çığlığa. Çocuklarını korumak için çığlık çığlığa yaşadı. Bir çığlık sustu. Anılarını yaşatacağız, adları insanlık tarihine yazılacak” sözleriyle özetledi. 
 
 Sakine Can’ın çığlıklarını duyabilenler direnişin en inatçı yerinden yaşatacaklar mücadeleyi. Çünkü biz biliyoruz ki, onların susturamayacakları çok şey var kanlı ormanlarının dehlizlerinde…