99 Koalisyon Hükümetini bitiren kriz ve erken seçim AKP'yi de bitiriyor mu?

  • 09:11 30 Nisan 2018
  • Kadının Kaleminden

 

Safiye Alagaş
 
DİYARBAKIR - Türkiye'de 2001 yılında başlayan ekonomik kriz ve siyasi kaos nedeniyle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin ısrarı sonucu 3 Kasım 2002’de yapılan erken seçimle kurulan koalisyon ortakları DSP-MHP-ANAP, seçim barajını aşamadı ve AKP tek başına iktidara geldi. Bugün de AKP Devlet Bahçeli'nin önerisiyle ekonomik kriz ve siyasi kaos gölgesinde baskın seçime gidiyor. 
 
Son 2 yıldır TL'nin dolar karşısında sürekli değer kaybetmesi, esnafın iş yapamayacak duruma gelmesi, ihraç edilen binlerce memur, el konulan onlarca şirket, satışa çıkarılan fabrikalar, AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan'ın ekonomiye müdahale etmesi, ne kadar gizlense de Türkiye'nin ekonomik krizin gölgesinde olduğunu gösteriyor. Dışarıda ve içeride baskı ve savaş politikalarıyla da Türkiye'yi kaosa sürükleyen AKP'nin erken seçim kararı ise tarih tekerrür mü edecek sorusunu akıllara getiriyor. 2002 yılında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin erken seçim ısrarıyla yapılan 3 Kasım seçimlerinde DSP-MHP-ANAP koalisyonu barajı aşamayarak seçimleri kaybetmiş ve ekonomi kötüye giderken muhalefet partisinden kopan bir grubun kurduğu AKP tek başına iktidara gelmişti.
 
Bugün yine ekonomik kriz ve siyasi kaos ortamında erken seçim kararı alınırken, 2002'yi hatırlamakta fayda var. 
 
1999 Krizi
 
Bülent Ecevit döneminde PKK Lideri Abdullah Öcalan uluslararası bir komplo ile Türkiye'ye teslim edildi. Bunun sonucunda İstanbul Menkul Kıymetler Borsası (IMKB) rekor yükselişe geçti, Türkiye'de milliyetçi kesim adeta bayram havası yaşıyordu. Kürtler bedenini ateş topuna çevirip, her yerde protestolarını yükseltirken, Türkiye'nin tamamında adeta bir savaş yaşanıyordu. Türkiye'deki tüm bu gelişmeler paralelinde 18 Nisan 1999 Genel Seçimleri'nden sonra hükümeti kurma görevi 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından Demokratik Sol Parti (DSP) Genel Başkanı Bülent Ecevit'e verildi. Bülent Ecevit, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Anavatan Partisi (ANAP) ile 28 Mayıs 1999 tarihinde üçlü koalisyon hükümetini kurdu. Hükümet dışarıda ve içeride sosyal ve ekonomik yenilikler yapmak için bir takım girişimlerde bulundu.
 
Deprem ekonominin çökmesine neden oldu
 
Bankacılık sektörünün özel bir yapıya kavuşturulması ve devlet tarafından denetlenebilmesi için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) kuruldu. Uluslararası Tahkime olanak sağlayan kanun kabul edildi. Ekonomiye dair esen olumlu rüzgar 17 Ağustos 1999 tarihindeki Marmara depremiyle büyük bir sarsıntı yaşadı. Depremde 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti. 23 bin 781 kişi yaralanırken, 285 bin 211 konutun da hasarlı olduğu tespit edildi. Deprem Türkiye ekonomisini de yerle bir etmişti. Çünkü Marmara Bölgesi sanayinin merkeziydi. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) verilerine göre bu depremin ekonomik ve sosyal zararı 10 milyar düzeyinde oldu.
 
IMF ile Stand-By anlaşması imzalandı
 
Aynı dönemde Merkez Bankası 10 Milyon TL banknotu piyasaya sürüyordu. Asya Krizinin etkileriyle uğraşan hükümet sıcak para çıkışı nedeniyle döviz sıkıntısına girmişti. Hükümetin yaşadığı döviz sıkıntısı nedeniyle hazine iç borçları çeviremedi. Bunun üzerine hükümet Aralık ayında IMF ile Stand-By anlaşması imzaladı. Anlaşmaya göre Merkez Bankası, enflasyonu düşürme politikası uyguladı. IMF'ye verilen niyet mektubunda, sıkı maliye politikası, kur ve para politikası uygulanacağı ve siyasi iradeden destek alınacağı, enflasyonun düşürüleceği belirtildi. Kasım 2000'de Bankacılık sektöründeki yolsuzlukların da ortaya çıkması, sektöre olan güveni azalttı.
 
Halk, siyasi güvencesizlik işsizlik ve gelecek umudu olmadığı için parasını yastık altına koydu. Bu nedenle bankalar açık vermeye başladı ve bu açığı kapatmak için döviz toplamaya başladılar. Yatırımcılar ülkeden ayrılmaya başladı. 27-28 Kasımda Merkez Bankasından 3 milyar dolar çekildi. Demirbank ve Park Yatırım bu yüzden fona devredildi. Sonunda IMF istenenden çok krediyi serbest bıraktı. Böylece ekonomide bazı olumlu gelişmeler oldu.
 
22 Kasım 2000 krizi
 
22 Kasım 2000'de patlayan bir finansal kriz yaşamaya başladı. Bu tarihte bankalar arası piyasada gecelik borçlanma basit faizi yaklaşık üç kat artarak ortalama yüzde 110,8'e, en yüksek yüzde 210'a fırladı. Bankalar arası piyasada ortalama faiz 13 Kasım'dan itibaren önceki aylara göre yükselmekteydi. İki haftada brüt döviz rezervi 24,4 milyar dolardan 18,9 milyar dolara indi. Böylece enflasyonu düşürme programının net döviz rezervi üzerine koyduğu alt sınıra inilmişti. 
 
Demirbank Olayı
 
Özel bankaların en büyüklerinden olan Demirbank'a 6 Aralık 2000 tarihinde el konuldu. Demirbank, o gün TMSF'ye devredilen 11'inci banka oldu. Demirbank, Türkiye'de en yüksek kamu kağıdı taşıyan bankaydı. 
 
2001 Krizi
 
2000 yılında yaşanan mali krizden dolayı Hazineye ve ekonomiye dış ülkeler tarafından ve yatırımcılar tarafından güvensizlik vardı. Kamu bankaları kaynak bulamıyordu. Hazine bu kıtlığı aşmak için Ocak borç senetleri sattı. Bülent Ecevit hükümeti, kamu harcamalarını kısmak ve tasarrufa gitmek için tüm memurların atamalarını durdurdu. Kamu kuruluşları ise ancak Hazine Müsteşarlığının onayı ile dış kredi alabiliyordu. 1990 ve 2000 yılından kalma krizin etkileri 2001 yılına kadar sürdü. Döviz sıkıntısı yüksek miktarda, dış açık ve cari açık artmış, ödenmesi gereken borçlar artmıştı. Siyasi iktidar itiraf etmese de Türkiye ekonomisinde kriz havası yaşanıyordu.
 
Kara Çarşamba krizi
 
'Kara Çarşamba' olarak bilinen 21 Şubat 2001 krizi hafızalarda yer edinen en büyük ekonomik krizlerden biri oldu. Milli Güvenlik Kurulu'nda (MGK) ülkenin yönetilememesinden kaynaklı Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ile Başbakan Bülent Ecevit arasında yaşanan gerginlik, Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik krizinin patlamasına yol açtı. Tabi bu krizin görünen yüzüydü. Krizin etkileri uzun süre devam etti. Binlerce kişi işsiz kaldı, yüzlerce esnaf kepenkleri kapattı. 21 Şubat'ta gecelik faizler yüzde 7 bin 500 ile "tarihi yükseliş", İMKB de yüzde 18,1 ile "tarihi düşüş" yaşayınca, öğleden sonra "kriz zirvesi" toplandı. Yaklaşık 13 saat süren zirvede, 9 Aralık 1999'da ilan edilen "kur çıpası" yerine, "dalgalı kur" sistemine geçilmesi benimsendi.
 
Medyadan hükümete eleştiriler arttı
 
Birden bire bir hafta içerisinde MB'nin döviz pozisyonu 8,85 milyar dolardan, 2,7 milyar dolara geriliyor. Artık panik krize ulaşmış oluyor zira MB'nin net ve likit kullanılabilir rezervi 3 milyar dolar düzeyine iniyor. Yaşanan kriz karşısında medya hükümete yoğun eleştirilerde bulunuyordu. 
Dövizle borçlanan yurttaşlar büyük sıkıntı yaşıyordu. Esnaflar iflas etti,  işsizlik arttı. Hükümet krizi çözmesi için Doktor Kemal Derviş'i ekonominin başına geçirdi. Kemal Derviş, 3 aşamalı kurtuluş planını açıkladı. Buna göre; Bankacılık sektörüne yönelik önlemler alınacak, Döviz kuru ve faize istikrar kazandırılacak, ekonomi dengeleri yeniden planlanacak ve ikinci yarıda büyümeye geçilecekti. Kemal Derviş bankacılık sektörünün güçlendirilmesiyle enflasyonunda düşürüleceğini savunuyordu.
 
Devlet Bahçeli yine erken seçimde ısrar etmişti!
 
Hem siyasi bir kaos hem de ekonomik kriz varken erken seçim yapmak resmen siyasi bir intihardı ama MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli erken seçimde ısrar edince 31 Temmuz 2002'de erken seçim kararı alındı. Ekonomi kötüye giderken muhalefet partisinden kopan yenilikçiler AKP'yi kurdular. Ekonomik kriz koalisyon hükümetinin de sonunu getirdi. 3 Kasım 2002'de yapılan seçimlerde koalisyon ortakları DSP-MHP-ANAP seçim barajını aşamadı, AKP büyük bir oy oranıyla tek başına iktidara geldi.
 
Bugün ise 2002'de yapılan erken genel seçim kararının yarattığı kaos ortamı OHAL şartları altında yeniden hayat buluyor. Devlet Bahçeli'nin ısrarıyla yapılacak olan seçim öncesi kamuoyunun akıllarına 2002 tarihini getirirken, tüm Türkiye "Koalisyon hükümetini bitiren ekonomik kriz ve erken seçim, AKP'yi bitirir mi?" sorusunu tartışıyor.